18/1/2009 · Kategori: FiLisTiN
İsrail'in Gazze'de katlimıyla birlikte yaptığı açıklamalarla dünyanın sinirlerini alt üst eden İsrail Dışişleri Bakanı Livni ABD'de medya önüne çıktı, neye uğradığını şaşırdı
İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni, dün Washington'da Amerikalı meslektaşı Condoleezza Rice ile Mısır'dan Gazze'ye tünellerle silah sokulmasını önlemeye yönelik bir anlaşma imzaladı. Ardından basın mensuplarının karşısına çıkan Livni, "sinir bozucu" bir basın toplantısı yaşadı.
Toplantının başlamasından itibaren kendisine yöneltilen sorularla bozuldu. Gazetecilerin çoğu, İsrail'in Gazze saldırılarının Ortadoğu'da barışı daha da uzaklaştırdığını söylüyordu.
Bazı gazeteciler, Gazze'ye basın mensuplarının girmesini yasakladığından dolayı İsrail hükümetini, "diktatör" Zimbabve Devlet Başkanı Robert Mugabe ile karşılaştırdı. Basın toplantısının en gergin anı ise bir gazetecinin, Livni'ye "Gazze Şeridi'nde sivillerin öldürülmesini sormadan önce uzun bir İnsan Hakları raporundan alıntı yapmasıyla başladı.
Gazeteci, sorusunu bitirmesi istendiğinde Livni'nin bir saatten beri konuştuğunu ve gazetecilere söz hakkı verilmediğini haykırdı. Ardından da ABD'nin ne zamandan beri "teröristleri misafir ettiğini" sordu.
Sükunetini korumaya çalışan Livni, soruyu cevaplamak istediğini söyledi. Livni, cevabını bitirdiğinde "İsrail, Filistin Otoritesi'nin içişlerine karışmak istemiyor; Gazze Şeridi'ni bu yüzden tek taraflı bıraktık. Ama dönüşte elde ettiğimiz terör oldu. Sivillere zarar vermekten kaçınmak için yapabileceğimiz her şeyi deniyoruz, ama oluyor" dedi.
Diğer gazeteciler de insan hakları raporlarından alıntılar yaparak, İsrail'in Gazze Şeridi'ne uyguladığı ablukadan dolayı ateşkes konusunda yaşanan başarısızlıklardan sorumlu tutulup tutulamayacağını sordular.
Livni içeride terlediği sırada ise basın toplantısının düzenlendiği binanın önünde kendilerine "Code Pink" adını veren savaş karşıtı bir grup kendisini protesto etti: "Bu binada bir savaş suçlusu var"
İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni, dün Washington'da Amerikalı meslektaşı Condoleezza Rice ile Mısır'dan Gazze'ye tünellerle silah sokulmasını önlemeye yönelik bir anlaşma imzaladı. Ardından basın mensuplarının karşısına çıkan Livni, "sinir bozucu" bir basın toplantısı yaşadı.
Toplantının başlamasından itibaren kendisine yöneltilen sorularla bozuldu. Gazetecilerin çoğu, İsrail'in Gazze saldırılarının Ortadoğu'da barışı daha da uzaklaştırdığını söylüyordu.
Bazı gazeteciler, Gazze'ye basın mensuplarının girmesini yasakladığından dolayı İsrail hükümetini, "diktatör" Zimbabve Devlet Başkanı Robert Mugabe ile karşılaştırdı. Basın toplantısının en gergin anı ise bir gazetecinin, Livni'ye "Gazze Şeridi'nde sivillerin öldürülmesini sormadan önce uzun bir İnsan Hakları raporundan alıntı yapmasıyla başladı.
Gazeteci, sorusunu bitirmesi istendiğinde Livni'nin bir saatten beri konuştuğunu ve gazetecilere söz hakkı verilmediğini haykırdı. Ardından da ABD'nin ne zamandan beri "teröristleri misafir ettiğini" sordu.
Sükunetini korumaya çalışan Livni, soruyu cevaplamak istediğini söyledi. Livni, cevabını bitirdiğinde "İsrail, Filistin Otoritesi'nin içişlerine karışmak istemiyor; Gazze Şeridi'ni bu yüzden tek taraflı bıraktık. Ama dönüşte elde ettiğimiz terör oldu. Sivillere zarar vermekten kaçınmak için yapabileceğimiz her şeyi deniyoruz, ama oluyor" dedi.
Diğer gazeteciler de insan hakları raporlarından alıntılar yaparak, İsrail'in Gazze Şeridi'ne uyguladığı ablukadan dolayı ateşkes konusunda yaşanan başarısızlıklardan sorumlu tutulup tutulamayacağını sordular.
Livni içeride terlediği sırada ise basın toplantısının düzenlendiği binanın önünde kendilerine "Code Pink" adını veren savaş karşıtı bir grup kendisini protesto etti: "Bu binada bir savaş suçlusu var"
Cihan
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
18/1/2009 · Kategori: FiLisTiN
Kimse Yok Mu Derneği Yardım ekibi ve doktorları Mısır'a oradan da Gazze sınırına geçti. En acil ihtiyaçlar tespit edildi. Ekiplerin ilk izlenimleri: "Filistinli savaş mağduru kardeşlerimiz çok zor durumda. Yiyecek ekmekleri, içecek suları yok. Savaş mağduru yaralılar, kadınlar, bebekler için ilaç ve doktor ihtiyaçları var. Bölgeye ayni yardımların gönderilmesi zaman alacağından dolayı yardımseverlerden ilk etapta nakdi yardım beklendiği” yönündedir.
Nasıl Yardım Edilebilir?
Kredi Kartinizla Online Bagista Bulunabilirsiniz. Bunun İcin Lütfen Asagidaki Linki Kullanin.
https://www.kimseyokmu.org
Banka Hesaplari
http://www.kimseyokmu.org.
5777 SMS Bağış hattıyla bağışta bulunabilirsiniz. AVEA ve VODAFONE aboneleri ile TURKCELL faturalı hat aboneleri telefonlarından “FILISTIN” yazıp 5777'ye SMS göndererek 5 YTL bağışta bulunabilirler.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
18/1/2009 · Kategori: FiLisTiN
Hamas'ın resmi sözcüsü Dr. Sami Ebu Zuhri, tek taraflı ateşkes anlaşmasının olamayacağını belirterek direnişin sona ermesi için İsrail'e şart koştu.
Hamas'ın resmi sözcüsü Dr. Sami Ebu Zuhri, tek taraflı ateşkes anlaşmasının olamayacağını ve İsrail'in tamamen Gazze'den çıkmadıkça direnişi bitirmeyeceklerini söyledi. Zuhri, ABD Başkanı George W. Bush ve Birleşmiş Milletler (BM) sözcüsü Michelle Montas'ın savaş suçlusu olarak yargılanmaları gerektiğini dile getirdi.
Topkapı Eresin Otel'de İHH İnsani Yardım Vakfı tarafından düzenlenen "Gazze'de son durum" toplantısında konuşan Hamas sözcüsü Dr. Sami Ebu Zuhri, tek taraflı ateşkesin olamayacağını ifade etti. İsrail'in tamamen Gazze'den çekilmedikçe direnişi bitirmeyeceklerini belirten Zuhri, İsrail'i reddeden bir proje ortaya koydukları için bugün savaşın içinde olduklarını söyledi. Amerikalı General Dayton'un planlarını altüst ettikleri için son çare olarak İsrail'in savaşı seçtiğini ifade eden Zuhri, evlerde oturup ölümü beklemeyeceklerinin ve topraklarını sonuna kadar koruyacaklarının altını çizdi.
Zuhri, "Çocuklar evlerde toplanıyor. Kadınlar bir eve toplanıyor ve orası havadan bombalanıyor. 4 çocuğun kurşun mermileriyle öldüğünü dün gördünüz. Sivil insanlara karşı suç işleniyor. Evlerde oturup hep beraber ölelim mi? Basit imkanlarla savunma yapmaya çalışıyoruz. İsrail ambargosu ve Arap ambargosundan çok çektik. Bağımsız bir devlet buna uğrasaydı çoktan haritadan silinmişti. Filistin halkı, 'Asla teslim olmayacağız' diyor. Çocukları ve kadınları öldürebilirsiniz ama bizim azmimizi asla öldüremeyeceksiniz. Gazze'yi terk etmeyeceğiz ve topraklarımızı bırakmayacağız." diye konuştu.
Ateşkesin bozulmasına ilişkin açıklamalarda bulunan Zuhri, ateşkesi Hamas'ın bozduğu yönünde kamuoyu oluşturulmaya çalışıldığını ancak durumun zaten bir ateşkes şeklinde gerçekleşmediğini belirtti. Zuhri, Gazze'nin ateşkes ilan edildikten sonra ciddi bir ambargoya uğratıldığını ve elektrik başta olmak üzere birçok insani ihtiyacın kesintiye uğradığını söyledi. Zuhri şöyle devam etti; " 'Sizler ateşkesi sürdürebilirdiniz' deniyor. Gazze'de imzalanan ateşkesten biz hiçbir fayda sağlayamadık. Ambargo kalkmadı ve sınır kapıları açılmadı. Bu ateşkes süreci içerisinde ambargo daha fazla arttı.
Burada öyle bir noktaya gelindi ki, İsrailliler güven içerisinde bulunacaklar ama Filistin halkı hiçbir şeyden yararlanamayacak. Ateşkesi biz bitirmedik ve Aralık'ta doğal süreç içerisinde bitti. Otomatik olarak ateşkes sona erdi. Ateşkes süresinin uzatılmasını istemedik çünkü İsrail hiçbir sözünü tutmuyordu.Ateşkesi uzatsaydık bile bu savaş yapılacaktı. Halkımıza bu savaş öngörülmüştü. Sadece füzeleri bitirmek değil Hamas'ı bitirmek istiyorlar."
-"TÜRKİYE, KARARLI VE ONURLU BİR DURUŞ SERGİLEDİ"-
Türk halkının ve hükümetin savaşın başladığı günden bugüne kararlı ve onurlu bir duruş sergilediğini ifade eden Zuhri, Türkiye'nin tutumlarını şu sözlerle ifade etti; "Gazze halkının Türk halkına ve devletine karşı şükranlarını iletmek istiyorum. 'Türkiye, Gazze sınırında olsaydı bu sorunlar yaşanmazdı' diyorlar. Türkler Arap değil ama onlar insanlıklarını unutmamıştır. Türk halkı, Başbakan Erdoğan, birçok Arap liderin anlamadığını anlamıştır. Türkiye'nin bu olayda sergilediği durumu görüyoruz. Düzeyli bir tavır sergiliyor. Araplar tarafından sergilenenler böylesi değil. Türkler, Müslümanlar ve Filistinli halkının durumunu anlıyor. Biz tarihi hatırlıyoruz ve bu ülkenin bir dönem parçası olduğunuzu biliyoruz. Türklerin kahramanlıklarını biliyoruz."
Mısır'ın barış görüşmeleri konusunda bir takım tenkitleri bulunduğunu ve görüşmelerin İsrail'in çekilmesini öngörmemesi nedeniyle sorunlu olduğunu ifade eden Zuhri, sınır kapılarının kapalı olması ve İsrail güçlerinin Filistin'de bulunmasını içeren tüm anlaşmalara karşı olduklarını açıkladı.
İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni ile ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın imzaladıkları notta silah kaçakçılığını önlemek için yapılmak istenenlerin gerçeği yansıtmadığına da değinen Zuhri, "İran'ın Gazze ile bir sınırı yok onlar burada işleri karıştırmaya çalışıyorlar. Pratik olarak bakıldığında silah konusunda, silahlar Gazze'den Mısır'a değil, Mısır'da Gazze'ye alınmaktadır. Gazze'den hiçbir tarafa silah kaçakçılığı yapmıyoruz. Gazze'de bulunacak her türlü uluslararası güçlere karşıyız. Biz Gazze sınırında uluslararası güç istemiyoruz ve gelecek olanlara işgalci olarak bakacağımızı söylemek istiyorum." şeklinde konuştu.
Toplantı sonunda direnişin amacından bahseden Zuhri, "Direnişin hedefi sınırları açmak değildir. Bu zaruridir. Hedefimiz Mescidi Aksa'yı tekrar kazanmaktır. Direniş devam edecektir. Bütün Filistin toprakları kurtulup Filistin devleti kuruluncaya kadar bu direniş devam edecektir." dedi.
Öte yandan, İHH yetkililerinin toplantı sonunda yaptıkları açıklamada bölgenin en önemli ihtiyacının tıbbi malzeme olduğu ifade edildi.
(CİHAN) 18 Ocak 2009 00:24
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
28/12/2008 · Kategori: Kurtlar Vadisi Pusu
Bugün Gazetesi yazarı Nuh Gönültaş, Tuncay Güney'in Kurtlar Vadisi’nde oynamaya hazırlandığını yazdı. İşte o yazı...
Kurtlar Vadisi Pusu ekibi, dizide oynaması için Tuncay Güney'e teklifte bulundu. Polat Alemdar'ın İskender Büyük'ün kirli işleri ve sırları konusunda Güney'den bilgi alması tasarlandı.
Büyük'ün Ergenekon'daki Küçük'ü simgelediğine seyirciler inanıyor.
Senaryoya göre, Güney ile Alemdar yakında Toronto'da buluşacaklar... Bu rol için Güney'e 25 bin dolar oyunculuk ücreti ödenecek... Bu arada Muro ve ekibi de Kanada'da saklanacaktı ki, dizinin Show TV'den kaldırılması nedeniyle çekimler ertelenmiş durumda.
Güney, şu sıralar kaldığı evden çıkartılması için mahkemeye verildi. Maddi olarak zor durumda. Mahkeme üç ay süreceği için evden çıkmıyor. Güney, Ergenekon Terör Örgütü'nün Türkiye'den kendisini öldürmesi için suikast timi göndermesinden korkmuyor, ancak ABD'de New York'ta meskun tetikçi timinin gönderilmesinden çekiniyor.
Türkiye'deki muhtemel tetikçi ekiplerin isimlerini Kanada İstihbaratı CSIS'e verdiği için içi rahat. Kanada Konsolosluğu'ndan vize alamayacaklarını biliyor. Ancak Ergenekon'un ABD vatandaşı olmuş tetikçileri bulunuyor. Bu ekiplerin ABD'den Kanada'ya geçmesi çok kolay. Bunlardan bildiği isimleri CSIS'a vermiş, ellerini kollarını bağlamış. Ama bilmedikleri de elbette var. FBI, CIA ve CSIS tetikteler.
Bu arada MİT'in dosyasını devam eden Ergenekon mahkemesine göndermemek için gerekçe uydurmasına keyifli keyifli gülüyor. Mahkeme heyetinden bir savcı Güney'in ifadesini almak için resmi başvuruyu başlatmış olmalı ki, Güney'e bu istek bildirilmiş ve rızası alınmış. Sanık yapılsaydı konuşmayacak olan Güney, tanık olmaktan memnun ve savcının sorduğu her soruya cevap vermeye hazırlanıyor. MİT'in kendisi ile özel bir kanalla irtibat kurup kırmızı çizgiler çektiği de gelen bilgiler arasında.
Bu derin kulis bilgileri, Toronto'da yaşayan gazeteci dostum Kara Kutu: Ergenekon'un Karanlık İsmi Tuncay Güney kitabının yazarı Faruk Arslan'dan aldım.
Güney'in Arslan'a söylediği JİTEM'in asit ölüm çukurlarını ilk defa bu köşede 16 Kasım'da okudunuz. Daha sonra bu haberi alıntı yapmayan medya organı kalmadı.
Haberin üzerine giden gazeteciler ölüm kuyularının şahitlerini konuşturdular. Yıllardır sinen, korkan mağdur vatandaşlarımızda bir umut belirdi. Çünkü Şırnak Avukatlar Barosu'nun bu kitabı delil göstererek yaptığı suç duyurusunu dikkate alan Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı 15 Aralık'ta BOTAŞ asit kuyuları ve diğer ölüm kuyularının açılmasına karar verdi. Mağdurlar birer ikişer savcılık ve baroya başvuruyor. Karanlık bir dönemin cinayetlerinin aydınlanması, bölgedeki vatandaşımızın devletine olan güvenini artıracak, korku imparatorluğu sona erecektir.
Diyarbakır'da devam eden Jİ- TEM davasının Ergenekon davası ile birleştirilmesi kaçınılmaz hale geliyor. Şehit Albay Özden cinayeti dosyasının yeniden açılması ve Ergenekon davası ile birleştirilmesi JİTEM davalarının Ergenekon davasına eklenmesine ilk yeşil ışıktı. Garih cinayeti dosyasının yeniden açılması da esasen başka bir Ergenekon cinayetinin tozlu raflardan indirilmesi anlamına geliyor.
Arslan'ın sivil baron adayı ile ilgili verdiği ip uçları ilginç. Kitaptan takip edelim:
Bizim lider, 'neocon'ların en aşırı kanadına bağlı, bir Cumhuriyetçi. Diğer derin Amerikan devletlerinin çatışması sırasında 'neocon'lar, Irak savaşında yaşanan fiyasko sonrası etkinliğini göreceli yitirdi. Türk liderde geri adım atmak zorunda kaldı. Askeri ve sivil liderler, ılımlı Washington'un uyarılarına rağmen, AK Parti'yi devirmek için, söz konusu çeteyi başındaki generallerle 2001'de görevlendirdiklerine pişman oldular. (Devam edecek, asker-sivil 1numaraların özellikleri...)
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
14/12/2008 · Kategori: Bilim ve Teknoloji
Küresel mali krizin etkilerinin hissedildiği bu günlerde, enerji maliyetlerindeki artışlar da bütçeleri fazlasıyla zorluyor. Yılbaşından bu yana konutta yüzde 57, sanayide yüzde 49 oranında zam yapılan elektrikte, faturaları en çok kabartan faktörün evlerde kullanılan elektriğin yüzde 80’ini tüketen elektrikli aletler olduğu belirtildi.
Türkiye’de 10 yaşın üzerinde yaklaşık 16 milyon elektrikli alet bulunduğu, bunların enerji verimlilik oranı yüksek olanlarla değiştirilmesiyle yılda 3 milyar kilovat saat (kwh) enerji tasarrufu sağlanacağı, bu tasarrufun parasal değerinin de ortalama 750 milyon YTL olduğu ifade edildi.
İlerleyen teknoloji sayesinde günümüzde artık en düşük enerji tüketim oranına sahip A ve A elektrikli aletlerin üretildiği, A bir buzdolabının sadece 44 wat’lık bir ampul kadar enerji tükettiği vurgulandı.
Evlerde en çok elektrik tüketen alet olan buzdolaplarında A’dan A ‘ya geçişin yüzde 24, B’den A ‘ya geçişin yüzde 44 ve C’den A ‘ya geçişin ise yüzde 54, klimalarda ise B’den A’ya geçişle yüzde 6, C’den A’ya geçişle yüzde 14 ve D’den A’ya geçişle yüzde 23 tasarruf sağlamanın mümkün olduğu belirtildi.
Elektrik İşleri Etüt İdaresi (EİE) Tanıtım ve Bilinçlendirme Şube Müdürü ve Binalarda Enerji Verimliliğine Yönelik Toplum Bilincinin Artırılması (enverIPAB) Proje Koordinatörü Sebahattin Öz, 2009’dan itibaren Türkiye’deki tüm buzdolaplarının satışının A olması durumunda 10 yılda Keban Barajı’nın sağladığı enerjinin iki katı kadar enerji tasarrufu elde edileceğini açıkladı.
Enerji tasarrufunun çevreci yönüne de dikkat çeken Öz, satılan tüm buzdolaplarının A, klimaların ise A sınıfı olması durumunda, 10 yılda sağlanan enerji tasarrufu ile 120 milyon ağacın temizleyebileceği kadar karbondioksit gazı salınımının engellenebileceğini belirtti.
Öz, pazarın A ve A sınıfına dönüşmesiyle 10 yılda elde edilecek tasarrufun 6 milyar doları bulacağını bildirdi.
Öz, ABD’de enerji verimli ürünlerin üretimi için üreticilere ürün başına 100 dolara kadar teşvik sağlandığını, Japonya’da ise enerji verimli ürün satın alanlar için ürün tutarının bir bölümü gelir vergisinden düşüldüğünü anımsatarak, “Ülkemizde de bu tarz teşvik mekanizmalarının hayata geçirilmesiyle, enerji verimli elektrikli aletlerin satışının hem tüketiciler hem de üreticiler için cazip hale getirilmesi mümkün olabilir” dedi.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
.